KADINCA A DAN Z YE

Filiz Yaray

6/1/2008 - SELULİT NEDİR ? NEDENLERİ ? ÖNLEME YOLLARI NELERDİR ? TEDAVİSİ S

Kategori: GENEL SAGLIK

Tıptaki adı hidrolipodistrofi olan selülit, derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun bağ dokular arasında sıkışması sonucunda derinin üst kısmının portakal kabuğu görüntüsü almasıdır. Ciddi bir problem olan selülit, sanılanın aksine sadece kilolu bayanlarda görülmez. Zayıf ya da şişman her kadının korkulu rüyasıdır. Selülit, daha çok bayanların kalça, basen, dizin ve bileğin iç kısımları, baldırların arkası ve üst bacak bölgelerinde yoğunlaşır.

Beslenme, genetik faktörler, hormonal özellikler ve spor yapmama gibi etkenlerin neden olduğu selülitten % 100 kurtulmak imkansız olsa da çeşitli yollarla azaltmanız ve büyük değişiklikler görmeniz mümkün. Ancak yine de hemen sonuç almayı ve her şeyin bir anda değişmesini beklemeyin.

Üstelik selülit, yaşlandıkça cildin gerginliğini yitirmesi, incelmesi yüzünden daha da belirginleşir ve hatta kalıcı bir hal alabilir. Bu arada en merak edilen konulardan biri de erkeklerde neden selülitin olmayışı... Bunun nedeni kadın ve erkeğin farklı hormonlara sahip olmasıdır. Selülitin kadınlarda daha fazla görülmesinin en önemli sebebi östrojen hormonudur. Östrojen hormonunun aşırı salgılanması vücutta normalden fazla su ve yağ tutulmasına neden olur. Bu nedenle ergenlik öncesi, menopoz öncesi ve sonrası selülit oluşumunun en yoğun ortaya çıktığı dönemlerdir. Bunun yanısıra erkeklerin cildi daha kalın ve sıkıdır.

Selülit nedenleri.


Selülit oluşumunun birçok farklı nedeni vardır. Bunlar arasında genetik faktörü, hormonal nedenleri, beslenme şeklini, spor yapmamayı ve cildin kendi fiziksel yapısını sayabaliriz.

Hormonal nedenler : Son zamanlarda yapılan araştırmalar, kadınların östrojen hormonu miktarındaki artışın selüliti çoğalttığını ortaya koymuştur. Cilt ve vücut sağlığı için gerekli olan bir takım hormonlar ve kimyasal maddelerin miktarındaki değişiklikten dolayı hücre aralığında normalin üstünde su birikmeye başlar. Bu birikme aşırı boyutlara vardığında cildin görünümünde de bir takım değişiklikler meydana gelir. Dolayısıyla selülit hormonlarla doğrudan etkilidir.

Beslenme :
Tek yönlü ve sağlıksız beslenme selülitin ana nedenlerinden biridir. Genellikle çalışan toplumlardaki kadınlarda görülen selülit, bayanların fast food ve hazır gıdalara olan eğilimiyle doğrudan ilişkilidir. Hayvansal yağlar, tuz, şeker, kola ve kahve gibi yiyecek ve içecekler de yağ hücrelerini şişirerek, buralarda ödem yapmakta ve selülit oluşmasına neden olmaktadır.

Sigara ve alkol:
Sigara ve alkol kullanan bayanlarda selülit görülme oranı kullanmayanlara oranla bir hayli yüksektir.

Duruş :
Yüksek topuklu ayakkabılar giymek, yanlış yürümek ve yanlış oturmak da selülitin nedenleri arasında sayılabilir. Yüksek topuklu ayakkabılardan dolayı kan dolaşımındaki bozukluk zamanla cildin iyi beslenememesine dolayısıyla da selülit oluşmasına sebep olur.

Spor yapmamak:
Spor yapmamaktan dolayı vücut yeterince yağ yakamaz. Zamanla derinin altındaki yağ dokusu şişerek yağın depolanmasına neden olur. Bu sebeple de cilt yüzeyinde çirkin bir görüntü oluşur.

Selüliti önlemenin yolları.


Doğru beslenme : Selülitle başa çıkmak için doğru beslenmek ve kilonuzu korumanız gerekir. Öncelikle fast food tarzı bol kalorili ve yağ oranı yüksek hazır gıdaları mümkün olduğunca hayatınızdan çıkarmalısınız. Beslenme tarzınızı yeniden gözden geçirdikten sonra, tuz, şeker, yağ tüketimini minimum düzeye indirmelisiniz. Taze, yağsız, besleyici besinleri, sebze ve meyveleri, baklagilleri, bol lif içeren tahılları ve potasyum miktarı yüksek olan portakal, muz, karpuz, patates, havuç, avokado, bezelye ve fasülyeyi bol miktarda tüketmelisiniz. Şekerleme, hamur işi ve alkolden uzak durmalısınız çünkü alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.

Masaj :
Selülitle tedavide etkili bir başka yöntem de günde en az 5 dakika fırça ya da eldiven yardımıyla yapabileceğiniz masajdır. Kan dolaşımını hızlandırarak harekete geçirip, birikmiş yağ hücrelerinin atılmasını sağlayan masaja önce hafif hareketlerle başlayın. Parmak uçlarıyla yapılması gereken masajla birlikte antiselülit kremleri kullanırsanız gözle görülür bir düzelme elde edebilirsiniz. Bu arada saunaya gitmek de iyi gelecektir.

Egzersiz :
Sürekli hareketsiz durmaktan dolayı oluşan deformasyon ve kan dolaşımındaki bozukluğu ortadan kaldırmak için spor yapmak gerekir. Özellikle selülit tedavisinde yürüyüş, jogging, yüzme, tenis, jimnastik gibi sporların yapılması son derece etkilidir. Nefesi hızlandıran ve minimum 20 dakika süren aktiviteler yağları yakıcı fayda sağlar.

Antiselülit kremleri :
Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri de, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta önemli rol oynar. Bu kremleri kendinize yapacağınız masajla birlikte uygularsanız, kremin daha çabuk emilerek daha etkili olmasını sağlarsınız.

Su :
Yağ dokularını, zehirli ve atık maddeleri vücuttan atmak için bol su içmeniz gerekir. Uzmanlar selülit oluşumunu engellemek, cildin sağlıklı ve güzel görünmesini sağlamak için günde en az 1.5 litre su içmek gerektiğini belirtiyorlar. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar değişir.

Çeşitli madenler :
Potasyum, demir ve magnezyum gibi maddeler dokuları sıkılaştırarak, selülit oluşmasını engellemektedir. Kahve içmeyi bırakıp onun yerine bitki çayları içmeye başlamalısınız. Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.

Enzimler :
Yağ yakıcı etkileri olan enzimler, yiyeceklerin yağ hücrelerinde depolanmadan naklini sağlarlar. Elmada bulunan bu enzimlerin etkili olması için elma yerken ağızda çok fazla çiğnemek gerekir.

Selülit tedavisi.


Selülit tedavisinde gelişen teknoloji sayesinde her geçen gün daha önemli adımlar atılıyor. Bu yöntemlerin en başında mezoterapi ve liposuction geliyor. Öyle ki bu yöntemler sayesinde çok ileri derecedeki selülitler bile kolaylıkla tedavi edilebiliyor. Ancak çok fazla şikayetiniz yoksa kozmetiklerin yardımıyla da bu işi halledebilirsiniz. Birçok kozmetik firmasının piyasa çıkardığı selülit giderici ve inceltici ürünleri kolaylıkla bulabilirsiniz. Bu ürünleri düzenli kullanarak ve tabii ki bunun yanısıra spor yapıp ve düzenli beslenerek olumlu sonuçlar almanız mümkün.

Mezoterapi : 2 veya 4 mm'lik özel iğneler ve bir enjektör yardımıyla cildin orta tabakasına yağ eritici bir karışımının enjekte edilmesidir. Bu maddeler selülitli bölgeye doğrudan etki yapar ve vücut tarafından kullanılmayan yağ hücrelerini parçalayarak organizma tarafından tekrar kullanılabilir yağ durumuna getirir. Tedavinin amacı birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

Akupunktur :
Vücudun çeşitli kilit noktalarına iğneler yardımıyla ulaşıp su ve yağ hücrelerini harekete geçirerek yok etme yöntemidir.

Ozon terapi :
Yağ hücrelerini oksijen ile temizleyerek, yağların yakılmasını amaçlayan bir yöntemdir. Selülitli bölgeye uygulanan buhar banyosu sayesinde oksijen alt tabakaya kadar ulaşır ve kan dolaşımını hızlandırır.

Lazer terapi :
Selülitli bölgeler üzerine uygulanan lazer ile, kan dolaşımı hızlandırılır ve hareketsiz bölgeler harekete geçirilir.

Ultrason :
Derinin altına doğru inilerek yağ hücrelerini parçalamayı sağlayan bir yöntemdir. Sadece selülitli bölgelerde değil küçük yağların tedavisinde de etkilidir. Bu yöntemle ses dalgalarının kavitasyon etkisiyle selüliti parçalaması veya depolarını azaltması sağlanır.

Basınç tedavisi :
Hava basıncı ile kan ve lenf dolaşımını harekte geçiren bu yöntem, selülit tedavisinde çok etkilidir. Bir güzellik uzmanı ya da estetisyen tarafından uygulanan basınç tedavisi, kişiye özel programla birlikte uygulanır.

Lipoelektro :
Çok ince ve uzun iğneler yardımıyla yapılan bu tedavide, elektro ile selülitli bölgelerdeki yağlar parçalanarak boşaltılmaya çalışılır.

Liposuction :
1-2 saatlik lokal anestezi ile uygulanan liposuction'da, belirlenen bölgelerdeki yağlar vakumla ya da şırıngalar yardımıyla çekilir. Liposuction özellikle bölgesel zayıflılama ve selülit tedavisinde kullanılmaktadır. Uygulamaların mutlaka plastik cerrahlar tarafından yapılması gerekiyor.

Kozmetik çözümler :
Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri de, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta önemli rol oynar. Düzenli kullanıldıkları takdirde ciddi düzelmeler sağlarlar. Ancak dengeli beslenme ve spor takviyesi de daha iyi sonuç alınması açısından oldukça önemlidir. Kozmetik mağazalarında ya da parfümerilerde rahatlıkla bulabileceğiniz kremlerden bazıları :

a.. Bikini Anti-Cellulite / Christian Dior
b.. D·Stock / Vichy
c.. Perfect Slim/ Loreal
d.. Aroma Fit Anti-Cellulite / Lancôme
e.. Chrono-Actif / Elancyl
f.. Celluli-Choc / Biotherm
g.. Lift Minceur Anti-Capiton / Clarins

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/1/2008 - Kadınların Vazgeçilmezi Makyaj

Kategori: MAKYAJ

Makyaj Malzemelerinin Ömrü

Kozmetik kullanıcıları, kullandıkları makyaj ürünlerinin ömrü ne kadar bilmek isterler. Bunda da çok haklılar çünkü kimse ömrü bitmiş, bozulmuş bir ürünü yüzüne, gözüne sürmek istemez. Makyaj malzemelerinin ömrü ne kadardır? Bozuldukları nasıl anlaşılır? Ürünlerin ömrünü uzatmak için ne yapmalıyız? Tüm bu soruların cevaplarını öğrenmek için okumaya devam ediniz;

 

Fondöten :

Kaliteli bir fondötenin ömrü, ambalajı açılmamışsa 1-1,5 yıl, eğer ambalaj açılmışsa 5-6 aydır. Pudra fondötenler, sıvı olanlara göre daha dayanıklıdırlar. Açıldıktan sonra dahi bir yıl süreyle kullanılabilirler.
Eğer fondötenimizin kıvamı eskiye oranla koyulastıysa, uygulama esnasında top top oluyorsa, rengi ve kokusu değiştiyse fondöteni kullanmayı hemen bırakmalıyız. Aksi takdirde, cildimizde alerji ve tahrişe neden olabiliriz. Fondötenin yüze uygulamadan önce elimizde denemeliyiz.
Her kullanımdan sonra fondöten şişesinin ağzını temizleyip, kapağını da iyice kapamalıyız. Fondöteni sıcak ve nemli ortamlarda saklamak ömrünü kısaltacaktır.
 
Pudra :

Toz pudralar açıldıktan sonra yaklaşık 3 yıl, kompakt pudralar ise yaklaşık bir yıl dayanır. Eger pudramız, taş gibi sertleşip, kokusu ve rengi değistiyse kullanmayı kesinlikle bırakmalıyız.
Pudranın ömrünü uzatmak için her kullanımda kapağını mutlaka kapamalı, pudramızı sıcak ve nemli ortamlarda bırakmamalıyız.
 

Rimel :

Rimelin ömrü kapağı açılmadan 2 yıl, açıldıktan sonra ise 6 aydır. Rimel ömrü geçtiğinde kurur. Bu nedenle kurumuş bir rimel kesinlikle sulandırılarak kullanılmamalıdır. Rimelin daha uzun süre dayanması için her kullanımdan sonra kapağı iyice kapatılmalıdır. Ayrıca rimeli pompalamamak gerekmektedir, çünkü fırçayı ambalaja fazla sokup çıkarmak ambalajın içine hava dolmasına neden olur. Bu da yine rimelin daha çabuk kurumasına sebep olur.
 

Ruj :

Parlak renkli ve sedefli rujlar açılmadan 2,5 yıl, açıldıktan sonra en fazla 6 ay dayanır. Pastel renkli, mat rujlar ise açılmadan 3 yıl, açıldıktan sonra en fazla 1 yıl dayanır. Bozulan rujun, kokusu ve rengi değişir, yumuşar, yağlanır. Rujlar aşırı soğuk ve sıcak ortamlardan uzak tutulmalıdır.

 

Makyaj Önerileri :

Güzel Gözler Yaratmak
Herhalde insanları en çok etkileyen yönlerimizden biri gözlerimiz ve bakışlarımızdır. Gözler hep güzelleştirmek istediğimiz yanımızdır. Türk kadınının, hatta tüm Akdenizli kadınların, makyajda odak noktası gözlerdir.

İsterseniz eyeliner ve rimelle nasıl güzel gözler yaratabileceğimize bir bakalım...

Eyeliner
İyi uygulanmış bir eyeliner gözleri büyüterek, çok dikkat çekici hale getirebilir.
Ancak dikkat! Çok fazla ya da kötü uygulanan eyeliner da sizi bir panda görünümüne sokabilir!
Göz kalemleri kullanması en kolay üründür. Kusursuz bir uygulama için kaleminizin ucunu daima iyi açın. Sıvı eyeliner ise biraz daha maharet ister. Eyeliner kirpiklere yakın uygulanmalıdır ve uygulama için elinizin titrememesi gerekir. Başarili bir sonuç için, en rahat sürdügünüz eyeliner'i seçin ve unutmayın, ne kadar sık kullanırsanız o kadar beceri kazanırsınız.

Titreyen ellerinizden yana bir sorununuz var ise, eyeliner'i kirpik çizgisi boyunca küçük noktalar halinde uygulayın ve noktaları kademe kademe kuru bir firça ile birleştirin.
Eğer masanın üstüne bir ayna koyabiliyor ve tam aynaya bakabiliyorsanız eyeliner’i uygulamak daha kolaydır, böylece dirseğinizi masaya dayayarak el titremesini durdurabilirsiniz. Şunu unutmayın, kirpiklerin içine süreceginiz eyeliner gözlerinizi daha küçük gösterir, kirpiklerin dışı boyunca yumusak bir çizgi çekilmesi çekici geniş gözlü bir görünüm verir.
Hoş bir doku için eyeliner hemen hemen kuru oldugunda temiz bir fırça ile yayabilirsiniz.
Göz kaleminizin ucunu daha kolay açabilmek için, açmadan önce sertleşmesi için kaleminizi buzdolabına koyun.

 

Rimel
Yüzünüzde başka hiçbir makyaj olmasa dahi, rimel tek başına büyük bir fark yaratabilir. Eğer gözünüzde makyaj varsa, rimel kullanmak şarttır.

Rimelin fırçasını pompalama şeklinde sürekli tüpe sokup çıkarmaya kalkışmayın, çünkü bu içeri hava sokar ve rimeli kurutur. Rimeli alt kirpiklere uygulamak için, fırçayı dikey vaziyette tutun ve daha fazla kontrol için bir yandan diğer yana sürün.
Kullandığınız pudra ya da göz farı topak topak bir görünüm alabileceğinden, rimeli uygulamadan önce kirpikleri fırçalamaya özen gösterin. Sarışınlar kahverengi, daha koyu tipler ise siyah rimelle en iyi görünümlerine kavuşurlar.

Kirpikleriniz gerçekten çok kalın değilse, iyi bir vurgu sağlamak için iki kat rimele ihtiyacınız olacaktır. İlk katı üst kirpiklerin üstüne ve altına uygulayın. Kurumaya bırakın, kirpikleri ayırmak için tarayın ya da fırçalayın ve ikinci bir kat uygulayın. Alt kirpikleri unutmadan, cilde bulaştırmamaya özen göstererek bunlara da bir kat uygulayın (kirpiklerin altına koyduğunuz bir kağıt mendil işe yarar). 

B.A.S.I.C Kuralı

Güzelleşmeyi "hobi" edinen hanımların dışında, sırf  "ele güne karşı ayıp olmasın" diye kendine bakan bir sürü insan var. Tabi konuyu biraz abarttım... Hele güzellik önerileri yazan biri için böyle konuşmak hiç de hoş olmuyor ama gerçekten de süslenmeyi sevmiyorsak, çabuk güzellik reçetelerine rağbet ediyoruz. Tembellik insanın doğasında var galiba. Günlük koşuşturmanın arasında, kestirme bir yol bulup, fazla zahmete girmeden güzelleşmek çabasındayız. İşte size bunun için hazırlanmış bir özet, basit bir reçete.

 

BASIC kuralı, Amerikalıların çok sevdiği kısaltmalardan yola çıkıyor...

 

Brighten (Aydıtnlatma): Açık tonlar baz olarak kullanılmalı. Özellikle farlar ve fondöten için geçerli.

 

Accent (Vurgulama): Koyu tonlar ile dış hatlar vurgulanmalı. Koyu renk farlar bu iş için ideal.

 

Shape (Şekil Verme): Gözlerinize ve yüzünüze dilediğiniz şekli vermek için eyeliner ve allık kullanılmalı. Tabi birkaç makyaj hilesi bilmenin de faydası var!

 

Intensify (Yoğunlaştırma): Eksiksiz bir göz makyajı için rimel kullanılmalı

 

Color (Renk Verme): Tabi ki ruj ve tırnak cilasından bahsediyoruz.

Bağlantılı ve tamamlayıcı ürünler kullanıldığında iyi sonuçlar almak hiç de zor değil. Örneğin, pürüzsüz bir cilt için, sırasıyla, Nemlendirici + Kapatıcı + Fondöten + Pudra kombinasyonunu uygulayınız.

Güzel gözler için, Açık tonda baz far + Koyu tonda belirginleştirici far + Eyeliner veya Göz kalemi + Rimel kullanınız.

Dogal ama etkileyici bir görünüm için, Allık + Dudak kalemi + Ruj ve Tırnak Cilası kullanmayı ihmal etmeyin. Yeni renkler kullanmaya cesaret edin. Hem hayatınızda küçük, hoş bir değişiklik olur, hem de birkaç baş döndüreceğinizden emin olabilirsiniz!

 

Makyajda Püf Noktaları :

Sabahleyin dikkatle yaptığınızı sandığınız makyaj, o kuru ve mat cildiniz, birkaç saat sonra yerini parlayan bir görünüme mi bırakıyor? İste yağlı ciltlerin kabusu. Ama üzülmeyin, yalnız değilsiniz!

Cildimizdeki yağ bezleriniz gereğinden fazla yağ ürettiğinde (ki bunu önlemek için yapabileceğiniz birşey yok, yalnızca etkilerini azaltabilirsiniz), cildiniz yağlı bir görünüme bürünür ve bu da genellikle T bölgesinde yoğunlaşır (burun - alın - çene) Ama gerçekten yağlı cilt tipine mi sahipsiniz? Yüzünüz sürekli olarak parlak görünüyor ve elinizi sürdüğünüzde bunu hissediyorsanız, özellikle de T bölgenizde sürekli yağlanma varsa, yaptığınız makyaj dayanmıyor, çabucak akıp gidiyorsa, cildiniz sivilce ve siyah noktalara eğilimliyse, evet yağlı bir cilde sahipsiniz. İste başa çıkmanın yolları…

 

- Yağlı cildin bakımını yaparken nem dengesini bozmamanız gerekiyor. (zaman zaman kuruyup pullandığını gördügünüz ciltler işte bu sorundan muzdarip olabilir) Bazen cildimizdeki yağı kontrol altında tutalım derken cildimizde aşırı kurumaya neden olabiliriz. Ya da T bölgesinde yağla uğraşırken yanaklarımızın kurumasına yol açabiliriz. Bu nedenle;

 

- Yağlı cildin temizliğini aksatmayın. Her gece yatmadan önce ve her sabah uyandığınızda temizleyicinizle yüzünüzü temizleyin. Çünkü toz ve kir gözenekleri tıkayarak sivilce olusumuna yol açan en büyük etkendir.

 

- Temizleyici ve toniğinizi seçerken dikkat! Alkol içeren bazı ürünler cildinizin yağını fazlaca alır ve cildiniz bu durumda ekstra yağ üretir. Yani kaş yaparken göz çıkarmayın!

 

- Her cildin nemlendiriciye ihtiyacı vardır. Üstelik nemlendirici, makyajın cildinizde daha kolay tutunmasını sağlar. Ancak cildiniz yağlıysa seçtiginiz nemlendirci yağsız ve/veya yağı kontrol eden nitelikte olmalıdır. Yağsız, su bazlı, hafif bir nemlendirici tercih edin.

 

- Hem nemlendiricinizi, hem de makyaj malzemenizi seçerken içinde güneş koruma faktörü olanları tercih ederek cildinizi güneşin zararlı etkilerinden de koruyabilirsiniz.

 

• Makyaj malzemelerinizi seçerken de, yağsız ürünler seçmeye özen göstermelisiniz. Özellikle fondöten ve pudra seçimi önemli. Kullandığınız fondöten hafif, yağsız, su bazlı ve sıvı bir fondöten olmalıdır. Pudranız da yine şeffaf, hafif, yağsız bir pudra olmalı. Gün içinde yüzünüzü bir kağıt mendille hafifçe silip, biriken yağları aldıktan sonra pudranızı tazelemek, yüzünüzün matlığını koruyacaktır.

 

- Fondöten ve pudra süngerlerinizi de temiz tutmaya çalışmalısınız. Haftada bir kere yıkadığınızda bakteri üremesine engel olur, cildinizin daha hijyenik ve sağlıklı kalmasını sağlarsınız.

 

Mükemmel Dudaklar

Kadınların en sık kullandığı makyaj malzemesi tabiki ruj. Bu hiç de şaşırtıcı değil çünkü ruj hem çabucak ve kolayca uygulanan bir malzeme hem de yarattığı etki inanılmaz. Ama dudaklarınızın mükemmel görünmesini sağlamak biraz özen gerektiriyor. İste yapmanız gerekenler...

  • Ruju sürmeden önce dudak üzerindeki sertlesmiş kabukları temizleyin.
  • Rujun dayanıklı olması ve mat bir yüzey elde etmek için dudaklarınızı hafifçe pudralayın.
  • Dudaklarınıza dudak kalemi ile çerçeve çizin.
  • Dudaklarınızın içini, bu çizgiye kadar doldurmak için bir dudak fırçası kullanın.
  • Daha kalıcı bir sonuç istiyorsanız dudaklarınızı toz pudra ile pudralayın ve rujunuzu yeniden sürün.
  • Dudaklara parlatıcı sürerek bitirin.

Ve birkaç ipucu...

  • Rujdan önce ince bir fondöten tabakası uygulamak renk değişimini önler.
  • Parlak ve açık renkler dudakları vurgular ve daha büyük gösterirken, koyu ve mat tonlar dudakları daha küçük gösterir
  • Daima ruj tonunuza yakın bir dudak kalemi seçin.
  • Dişlerde ruj kalmaması için kağıt mendille kurutun.
    Gün ilerledikçe topaklanma veya dağılma olmaması için pamuklu çubuk ile köşeleri düzeltin.

Aslında pek azımız biçimli dudaklara sahibiz. Ama birkaç makyaj hilesi ile kusurları gizleyebilir, mükemmel bir görüntü yaratabiliriz.

 

İnce Dudaklar

Rujunuzu doğal konturun hemen dışına uygulayarak ince dudakları dolgunlaştırın.
Dudakları ince bir toz pudra tabakası ile pudralayın. Ruju sürün. Açık tonlardaki rujları tercih edin.

 

Kalın Dudaklar

Dudaklara önce bir miktar fondöten sürün. Doğal konturun içerisinde dudak çizgisinin sınırlarını ortaya koyarak dudakları inceltin ya da dudakların dışına daha açık renk, dudakların ortasına daha koyu renk uygulayın. Çok parlak veya açık renklerden kaçının.

 

Normal Dudaklar

Eh, bu durumda pek bir çabaya gerek yok. Dudaklara önce bir miktar fondöten uygulayın. Doğal kontur çizgisi üzerine dudak çizgisini yapın. Dudaklarda örtülmesi gereken hiçbir hata olmadığından arzu ettiğiniz renkleri kullanabilirsiniz.

 

Düşük Dudaklar

Dudağın kenarlarına bir miktar fondöten ya da kapatıcı uygulayın. Daha sonra üzerine toz pudra sürün. Dudak kalemini doğal kontur çizgisi üzerine sürün, ancak köşelere gelirken çizgiyi yukarı çekin.

Ve unutmayın - Daha açık ve daha pastel renkler dudakları daha büyük gösterir. Daha koyu ve mat tonlar ise dudakları daha küçük gösterir.


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/1/2008 - PARFÜM DÜNYASI

Kategori: PARFUMLER

Parfümler Hakkında Hassas Noktalar


Cildiniz üzerinde bir koku denerken bu kokuyu koklamadan önce birkaç saniyeliğine kurumasına izin verin. Parfümün sahip olduğu kokuyu tam manasıyla yayabilmesi için bir müddet serbest bırakılması çok önemlidir.

Parfümü cildiniz üzerinde sürtmeyin çünkü sürtme işlemi neticesinde hassas koku molekülleri zarar görecektir.

Baharatlı bir gıdanın veya sarımsağın yenmesi, parfümün cildiniz üzerindeki kokusunu değiştirebilir!

Eğer her gün aynı parfümü kullanıyorsanız, onu saklamak pek de zor değil. Tek dikkat etmeniz gereken nokta, kullandıktan sonra ağzını sıkıca kapamanız ve herhangi bir sıcak ve ışık kaynağının yanına koymamanız.

Bir kaç parfümü birden kullanıyorsanız, küçük şişeleri tercih edin.

Parfümünüzü kuru ve temiz havalı bir yerde muhafaza edin. Sıcak ve güneş parfümün bozulmasına neden olur.

Spreyli ambalajlar parfümü daha iyi korur. Spreysiz şişeler kullanım sırasında havayla temas eder, bu da parfümün bozulmasını hızlandırır.

Parfümünüzü uzun süre saklamak istiyorsanız, buzdolabında koruyun. Soğuk, taze kalmasına yardımcı olacaktır.

Parfüm Nerelere Sürülmeli

Vücut

Parfümler kokularını yaymak için sıcaklık, hareket gibi faktörlere ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle parfüm sürmek açısından vücudun bazı bölgeleri ayrıcalıklıdır:
- Sıcak ve nemli noktalar. Koltuk altları, göğüs araları, ense ve göbek.
- Kanın fazla pompalandığı noktalar. Bilek içleri, şakaklar ve boyun.
- Hareketli noktalar. Dirsekler ve diz içleri.
 
Uzmanlardan öneriler:

Coco Chanel
“Öpülmek istediğiniz yeri parfümleyin”

Estée Lauder
“Parfümü, kolunuzu yukarı kaldırıp tam önünüze sıkın ve yarattığınız koku bulutunun içine girin. Böylece binlerce parfüm molekülü vücudunuzun her yerine konacaktır”

Saç
Saçınızı parfümlemek istiyorsanız, öncelikle temiz olmalarına dikkat edin. Kokuların birbirine karışmaması için şampuanınızı kokusuz olanlar arasından seçin. Saçlarınıza direkt olarak değil, saç fırçanıza ya da tarağınıza biraz parfüm sıkarak saçınızı şekillendirin. Saçlarınız kısa ise saç diplerinize temas ederek, uzun ise saç uçlarınızı taramanız yeterli olacaktır.

Giysiler
Parfümler pamuklu, yünlü gibi doğal lifle dokunmuş kumaşlarda çok kalıcıdır ve rahat yayılır. Sentetik liflerde yayılımı ve kalıcılığı azdır. Parfümün en kalıcı olduğu dokular ise kürkler ve muslin kumaştan yapılmış eşarplardır.
 
Giysiler parfümlene bilir ama gelişi güzel değil:

- Parfümünüzü ceket ve mantoların astarlarına, etek ve elbiselerin etek baskılarına sıkın.
- Asla giysilerinize farklı parfümler sıkmayın. Üst üste sıkılan parfümlerin molekülleri iyi bir karışım oluşturmaz ve kötü bir etki uyandırır.
- İpekli giysilerinize parfüm sıkmayın, kalıcı lekeler bırakır.
- Eğer parfümünüzü sık sık değiştiriyorsanız, sadece vücudunuzu parfümlemekle yetinin. Koku zaten giysilerinize de sinecektir.
- Mücevher ve özellikle incilerinizin yakınında parfüm kullanmayın: parfümlerdeki alkol mücevherlerin parlaklığını yok eder ve incileri sarartabilir.
- Giysi dolabınızı parfümlemeyi unutmayın.
 
Küçük bir tavsiye :
İç çamaşırlarınızın bulunduğu dolap veya çekmeceye parfümünüzle nemlendirdiğiniz yünlü bir kumaş parçası koyun.

Kokular kişiye göre değişir;

Her insanın genlerine, cilt tipine, saç rengine ve hatta yaşam biçimi ile yaşamakta olduğu çevresine bağlı olarak kendine özgü bir vücut kimyası vardır. Bir başkasının üzerinde ya da magazinlerde deneme olarak verilen sayfaları koklamak yoluyla parfüm satın almak hatalı olur. Bir parfümü, kendi kimyanızın nasıl tepki verdiğine bakarak kendi cildiniz üzerinde denemeli ve sonrasında satın almalısınız..

İnsan yaşlandıkça koku yayma özelliği ya da koku taşıma özelliği azalır;
Yaşlandıkça vücudumuzun koku yayma özelliği de azalır. Bunun sonucu olarak da yaşlı insanlar gün içerisinde birkaç defa ve hatta daha fazla parfümlerini yinelemek (tekrar uygulamak/sıkmak) zorunda kalırlar.

Kokular üzerinizde ne süreyle kalıcılığını koruru?

Kokular yaklaşık dört saat ya da buna yakın bir süreyle kalıcı olmak üzere tasarlanmışlardır. Bazıları tek bir kokunun tüm gün boyunca kalıcılığını koruduğunu fark eder. Ancak belli bir süre geçtikden sonra bu koku kokması gerektiği gibi kokmamaya başlar. Parfümü gün içerisinde bir ya da iki kere uygulamanız gerekmektedir. Hafif bir koku kullanıyorsanız eğer, bu uygulamayı daha fazla da yapabilirsiniz.
 
Cilt tipi nasıl bir rol oynamaktadır ?

Yağlı ciltler, kuru ciltlere oranla daha çok kokuyu tutar. Bu nedenle kuru ciltliler gün içerisinde kullandıkları parfümü birkaç kez uygulamak durumundadırlar.

Yılın farklı mevsimleri için farklı kokular kullanmak gerekir mi?

Sıcaklık arttıkça kokunun yoğunluğu da artar. Bazı kokular yaz mevsimine daha uygun iken diğer güçlü kokular kış mevsimi için uygunluk gösterir. Bu hususta izlenecek en iyi yol yaz mevsiminde daha hafif, kış mevsiminde ise daha ağır kokular kullanmaktır. Oryantal, baharatlı kokular kış mevsimi için daha uygun iken, meyve ve çiçek  kokuları yaz mevsimine daha uygundur.

Parfüm Nasıl Seçilmeli?

- Kullanacağınız zamana ve mekana elverişli parfüm alın.
- Aynı anda en fazla 4 koku deneyin. Daha fazla denerseniz burnunuz farkı algılama kapasitesini kaybedecektir. Yanılıp sonradan beğenmeyeceğiniz bir kokuyu satın alabilirsiniz. Küçük bir not olarak burada belirtmek gerekirse; 4 kokudan fazla deneme durumunda kalırsanız arada kahve koklayıp 1-2 dakika burunu dinlendirmeniz daha sonra koklayacağınız kokuları algılamanızda yardımcı olur.
- Parfüm hakkında şişeden koklayarak karar vermeyin. Parfümün kokusu vücut kimyanızla temas edince ortaya çıkar. Bileğinizin içine küçük bir miktar sürün ve bir süre bekledikten sonra koklayın.
- Parfüm satın almadan önce kokunun oturması için en az 10 dakika bekleyin. Bu sürede alkol buharlaşacak, parfümün vücudunuzun kimyasıyla uyumu tamamlanacak ve gerçek kokusu ve etkisi ortaya çıkacaktır.
- Başkasında beğendiğiniz bir parfümü vücudunuzda denemeden alma yanılgısına düşmeyin. Her insanın ten kimyası farklıdır.
- Koku duyunuz günün ilerleyen saatlerinde keskinleşir. Parfüm almak için akşamüstlerini tercih edin.
- Seçim yaparken kendi vücut kokunuzu tamamlayan kokuları tercih edin.
- Yıl boyu tek kokuya bağımlı kalmayın: ısı farkları kokuların yoğunluğunu etkileyebilir.

Bir seride bulunan parfum, eau de parfum ve eau de toilette aynı kompozisyona sahip olmayabilir. Parfüm yaratıcısı konsantrasyonlara hafiflik kazandırabilmek için, "parfum" içinde bulunan çok etkili bir notayı "eau de toilette"te kullanmayabilir.

Parfümlerin yan ürünleri ile parfümlenmek de mümkündür. Sütler, losyonlar, parfümlü yağlar da 3 ila 8 saat arasında kalıcı; 1,5 metrelik bir çember içinde yayılıcıdır. Özellikle banyo yan ürünleri parfümün en önemli tamamlayıcılarıdır. Yan ürünler arasında en kokulu ve kalıcılar olanlar banyo köpükleri ve parfümlü vücut pudralarıdır.


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->
Free Image Hosting at www.ImageShack.us